Kütüphane
İnsan ve Nefs

Kibirden Arınmak: Neden Bu Kadar Zordur?

22 Nisan 2025·2 dk okuma

Kibir; insanın kendi hatasını görmesini engelleyen en ince perdedir. Bu yüzden hem çok yaygındır hem de sahiplerince en az fark edilendir. Kibir, nadiren "ben her şeyi biliyorum" biçiminde konuşmaz. Çok daha ince biçimlerde yaşar.

Kibrin Ince Biçimleri

Kibir; eleştiriye tahammülsüzlük olarak yaşar. Biri seni yanlış yaptığın için uyardığında içinde yükselen o savunma duvarı — "ama ben..." ya da "aslında..." — çoğunlukla bilgiye değil, egoya aittir.

Kibir; "ben zaten biliyordum" olarak yaşar. Yeni bir bilgiyle karşılaştığında, onu merak yerine "bunu zaten düşünmüştüm" diye karşılamak — bu, öğrenmeyi kapatan bir kibir biçimidir.

Kibir; başkasının başarısını küçümseyerek yaşar. Biri bir şey başardığında içinde yükselen rahatsızlık hissi — "nasılsa şans eseri," "kim bilir arka planı ne" — bu, karşılaştırmalı kibrin göstergesidir.

Kibir; yardım etmeyi üstünlük kurmak için kullanarak yaşar. "Ben ona şunu öğrettim," "Olmasaydım ne yapardı" — bu cümleler, yardımı araçsallaştıran kibrin işaretleridir.

Neden Bu Kadar Zordur?

Çünkü kibir, genellikle kendini "haklılık" olarak sunar.

"Gerçekten haklıyım. Gerçekten o hata yaptı. Gerçekten o başarı benden iyi değil." Bu gerekçeler bazen doğrudur bile. Ama kibirin aldatmacası tam olarak burada saklıdır: doğru olmak ile kibir arasında mutlaka bir fark vardır.

Doğru olan kişi doğruyu söyler ve geçer. Kibirli olan doğruyu söyler ve kalır — o doğruluktan beslenir, üstünlük devşirir.

Nefis Muhasebesi Olarak Çözüm

İslam ahlâk geleneğinde kibire çare olarak önerilen en güçlü araç: nefis muhasebesidir. Kendini hesaba çekmek.

Her gün, kısa bir süre için şu soruları sormak:

Bugün birinin uyarısını içten kabul ettim mi, yoksa dıştan kabul edip içten reddettim mi?

Bugün birinin başarısına dürüstçe sevinebilir miydim?

Bugün "bilmiyorum" ya da "yanıldım" diyebildim mi?

Bu sorular rahatsız edicidir. Ama kibrin çözülmesi, rahatsız olmakla başlar.

Hüseyin'in Öğretisi

İmam Hüseyin, Kerbelâ'ya giderken yolda karşılaştığı insanlarla konuştu. Düşmanlarından bile insanca söz etti. Ölümünün eşiğinde bile ötekini küçümsemedi.

Bu, kibirsizliğin en yüce örneğidir. Haklı olmak, küçümsemeye hak kazandırmaz. Doğrunun yanında olmak, karşıdakini insan dışı görmeyi gerektirmez.


Kibirden arınmak, bir kez yapılan bir şey değildir. Her gün, küçük anlarda, tekrar tekrar yapılan bir seçimdir.

Ve her seçim, ya kibri güçlendirir ya da onu çözmeye başlar.

Kütüphaneye Dön