Ehlibeyt — Peygamber'in hanedanı — İslam tarihinin en çok sevilen ve en çok sömürülen isimlerini barındırır. Bir tarafta gerçek bir muhabbet ve derin bir bağlılık; diğer tarafta bu bağlılığın araçsallaştırılması, siyasallaştırılması, kültüre indirgenmesi.
Ehlibeyt sevgisinden gerçekten ne anlaşılması gerekir?
Sevgi ve Taklit
Sevgi; yalnızca duygu değildir. Derin bir sevgi, taklit eder. Sevilen kişinin değerlerini, bakışını, davranış biçimini benimsemeye çalışır.
Hz. Ali'yi seven biri şunu sormalıdır: Ali'nin davranışından ne öğreniyorum? Onun adaleti, sabrı, dürüstlüğü, yoksullarla kurduğu ilişki benim için ne anlam ifade ediyor?
Hz. Fatıma'yı seven biri şunu sormalıdır: Onun sessiz duruşu, zulmü kabullenmeyişi, hakkını savunma biçimi benim hayatıma nasıl yansıyor?
Hüseyin'i seven biri şunu sormalıdır: Ben hangi Yezid'e biat etmiyorum? Hangi haksızlığa boyun eğmiyorum? Kaybetmeye razı olmamı gerektiren bir doğruluk var mı hayatımda?
İsim Saymak ile Yolu Yürümek
Ehlibeyt sevgisinin en yaygın biçimi: isimleri bilmek, türbeleri ziyaret etmek, anma günlerinde duygulanmak.
Bunların hiçbirinde yanlış bir şey yoktur. Hafıza önemlidir. Ritüel önemlidir. Duygu önemlidir.
Ama bu sevgi eğer hayatın geri kalanına dokunmuyorsa — ticaret ahlâkına, komşuya davranışa, borç ödemeye, sözde durmaya, çevresiyle adil olmaya — o zaman bu sevgi bir tür kültürel kimliğe dönüşmüş demektir. Değerlerin içi boşaltılmış, kabuk kalmıştır.
Ve bu, tam olarak her büyük inancın zamanla düştüğü tuzaktır.
Ehlibeyt'in Öğrettiği Değerler
Ehlibeyt'in hayatı incelendiğinde öne çıkan bazı temel değerler:
Adalet: Hz. Ali döneminde kendi akrabası bile ayrıcalık talep edemedi. Beytülmal — hazine — eşit dağıtıldı. Bu; iktidarın kişisel çıkar için araç edilmediğinin somut göstergesiydi.
Mütevazılık: Hz. Fatıma, maddi yoksulluk içinde yaşadı. Hz. Ali, halifelik döneminde sade bir hayat sürdü. Bu; inanılan değerlere samimi bir bağlılığın işaretiydi.
Şiddet değil, duruş: Hüseyin, Kerbelâ'ya gitmeden önce birçok kez geri dönme fırsatı buldu. Dönmedi. Ama bu seçim, intikam ya da savaş isteğiyle değil; zulme meşruiyet tanımama bilinciyle yapıldı.
Merhamet: Hüseyin, Kerbelâ'ya giderken yolda rastladığı hasta bir çocuğa kendi suyundan verdi. Üç gündür susuz olmasına rağmen.
Gerçek Bir Sınav
Ehlibeyt sevgisinin gerçekliğini sınayan soru şudur:
Bu sevgi, beni daha adil biri yapıyor mu?
Bu sevgi, sözümü tutmamı, borcumu ödemememi, güçsüzün yanında durmamı sağlıyor mu?
Bu sevgi, kibrime, öfkeme, cimriliğime karşı beni uyarıyor mu?
Eğer cevaplar "evet" ise, bu sevgi canlıdır. Eğer sevgi yalnızca belirli günlerin duygusuna sıkışmışsa, bu sevgi yeniden köklerine dönmeye ihtiyaç duyuyordur.
Ehlibeyt'i sevmek; onların adını anmakla değil, onların yolunu yürümekle ölçülür.
Ve bu yol, mahkeme salonlarından önce kalbin içinden geçer.