Kütüphane
Adalet

Adalet Önce İnsanın Kendi İçinde Başlar

3 Şubat 2025·2 dk okuma

Adalet talep etmek kolaydır. Mitinglerde bağırılabilir, sosyal medyada yazılabilir, mağdur bir sesle anlatılabilir. Bunların hepsi meşrudur, hepsi bazen gereklidir. Ama adalet olmak — bu çok daha zor bir işdir.

Çünkü adalet, önce içeride başlar.

İki Tür Adalet Talebi

İnsanlar genellikle adalet isterken iki farklı şeyi kastederler:

Birincisi: Bana yapılan haksızlığın düzeltilmesini istiyorum. Bu meşru bir taleptir. Mağdur olmak, ses çıkarmayı hak kazandırır.

İkincisi: Ben haklı taraftayım; diğerleri yanlış. Bu ise çok daha tehlikeli bir zemine kayar. Çünkü bu çerçevede kendi hataları görülmez, kendi kayırmacılığı fark edilmez, kendi öfkesinin kararttığı yargı sorgulanmaz.

Kerbelâ geleneği bize şunu öğretir: Hüseyin, zalim bir yönetime karşı durdu. Ama bunu yaparken kendisi de zulme benzeyen bir yöntemi seçmedi. Adalet talebi; zulme olan öfkeyi, zulmün kendisine dönüştürmemeyi gerektirir.

Nefs Adaleti

İslam ahlâk geleneğinde "nefs muhasebesi" denen kavram, tam da bunu ifade eder: insanın önce kendi iç dünyasını hesaba çekmesi.

Biri sana haksızlık yaptığında, öfke doğal bir tepkidir. Ama öfkeyle verilen karar, adil karar mıdır?

Kendi çocuğuna, kendi grubuna, kendi mezhebine tanıdığın hoşgörüyü başkasına tanıyor musun? Başkasının hatasını büyütürken kendi hatanı küçültüyor musun?

Bu sorular rahatsız edicidir. Çünkü cevaplar çoğunlukla "hayır"dır.

Ve işte bu "hayır", adaletin önündeki en büyük engeldir — dışarıdan gelmiyor. İçeriden geliyor.

Ölçü Kendi Aleyhine de İşlemeli

Hz. Ali'nin şu sözü nakledilir: "Sana yapılanı yanlış buluyorsan, sen de aynısını yapma."

Bu, pasiflik değildir. Bu, tutarlılıktır.

Tutar olmak şudur: Birine söz verdiğinde, o kişi önemli olmasa bile tutmak. Birinin itibarını korumak, senin için yararlı olmasa bile. Birine hak vermek, aleyhine olsa bile.

İşte bu ölçü — kendi aleyhine de işleyen ölçü — adaletin ta kendisidir.

Pratik Bir Sınav

Şu soruyu kendinize sorun:

Son bir haftada, kendi lehime olduğu için bir şeyi görmezden geldiğim bir an oldu mu?

Birine sözüm vardı; ama o kişi benim için "önemli" değildi ve unuttum mu?

Başkasının hatası söz konusu olduğunda sert, kendi hatam söz konusu olduğunda yumuşak mı davrandım?

Bu sorulara dürüst cevap vermek, mahkeme salonlarından çok daha gerçek bir adalet pratiğidir.


Adalet bir slogan değil, bir alışkanlıktır. Ve her alışkanlık gibi; önce küçük, görünmez kararlarla şekillenir.

Kendi nefsine karşı adil ol. Gerisi gelir.

Kütüphaneye Dön